Ersin Tatar'dan Güney Kıbrıs ve Mülkiyet Konusunda Kritik Açıklamalar
Ersin Tatar, Güney Kıbrıs ve mülkiyet konularında önemli açıklamalarda bulundu. Detaylar ve gelişmeler için haberimizi okuyun.
Güney Kıbrıs'ta Tutuklamalara ve Mülkiyet Meselesine İlişkin Sert Uyarılar
Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nde son dönemde yaşanan tutuklamalar ve mülkiyetle ilgili davalar konusunda önemli açıklamalarda bulundu. Kendisi, Kıbrıslı Türklerin haklarına yönelik saldırılerin durdurulması gerektiğine vurgu yaparak, "Kıbrıslı Türklerin sinir uçlarıyla oynamak, hiçbir tarafın, özellikle de Rum tarafının, menfaatine ve barışa hizmet etmez" dedi.
Görüşmeler ve Yeni Kapı Açma Çalışmaları
Geçtiğimiz günlerde gerçekleştirilen temaslarda, Tatar, özellikle yeni geçiş noktalarının açılması ve mevcut kapıların kullanımını kolaylaştırmaya yönelik önerilerini dile getirdi. Kendisi, "Araçlı geçişlerin yoğunluğu ve zaman kaybını azaltmak amacıyla, Metehan ve Haspolat bölgelerinde yeni kapıların açılması büyük bir ihtiyaçtır" ifadelerini kullandı. Ayrıca, Rum lider Nikos Hristodulidis’e bu konuda açık ve net mesajlar ilettiğini belirtti.
Lokmacı ve Koridor Tartışmaları
Tatar, Lokmacı bölgesinde yeni bir yaya geçiş kapısı açılmasına karşı olduklarını dile getirerek, "Mevcut durumda ciddi bir sıkışıklık bulunmamaktadır. Yeni kapılar açmak, maliyet ve güvenlik açısından gereksizdir. En acil ihtiyaç, araçlı geçişlerin rahatlatılmasıdır" şeklinde görüş belirtti.
Öte yandan, Rum tarafının Akıncılar bölgesinde ‘koridor’ oluşturma talebine de sert tepki gösterdi. "Bu, sadece Rum tarafına geçiş hakkı tanıyan fiili bir koridordur ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin egemenliğine ve varlığına doğrudan tehdit oluşturmaktadır" dedi. Bu öneriyi, uluslararası hukuk ve güvenlik açısından kabul edilemez bulduğunu vurguladı.
Uluslararası Hukuk ve Mülkiyet Hakları
Tatar, mülkiyet konusunda da ciddi mesajlar verdi. Güney Kıbrıs’ta son zamanlarda artan tutuklamalar ve davalar, Rum tarafının samimiyet testine tabi tutulduğunu gösterdiğine dikkat çekti. "1974’ten itibaren Kuzey’de ve Güney’de farklı düzenler ve hukuk sistemleri oluşmuştur. Bu gerçeklik, uluslararası kararlar ve mahkeme kararlarıyla da teyit edilmiştir" dedi.
Lord Denning’in İngiltere’de verdiği tarihi kararı hatırlatan Tatar, "Kuzey’de doğum ve ölüm belgeleri düzenlenmiş, yasalar uygulanmış ve bu, orada bir idarenin varlığını göstermektedir. Bu, uluslararası toplum tarafından da tanınması gereken bir gerçektir" şeklinde konuştu. Son dönemdeki tutuklamalar ve davaların, taşınmaz mal komisyonu ve uluslararası hukukla da çatıştığını belirtti.
Kıbrıs’ta Güvenlik ve Yerleşim Planları
Görüşmelerde, Kıbrıs’taki yeni yerleşim planları ve Rum tarafının bölgeye yönelik yeni projeleri de gündeme geldi. Tatar, "Rumlar, bölgede yeni yerleşim projeleri planlıyorlar, ancak mevcut askeri ve güvenlik durumu bu tür planlara izin vermemektedir. Bu nedenle, uzlaşmaz tutumlarını sürdürüyorlar" dedi.
Türkiye’nin garantörlük hakkı ve adadaki asker bulundurma konusunun, Kıbrıs Türk halkı için vazgeçilmez olduğunu bir kez daha vurguladı. "Türkiye’nin garantörlüğü ve Mehmetçik’in varlığı, adanın güvenliği ve istikrarı için kritik önemdedir. Bu, bizim en temel güvenlik güvencemizdir" diye ekledi.
Görüşmeler ve Ortak Çalışma Alanları
Haspolat Arıtma Tesisi ve su kaynakları konusunda da ortak çalışmaların sürdüğünü belirten Tatar, Rum tarafının su kaynaklarından daha fazla yararlanma isteğine rağmen, bu konunun Lefkoşa Türk Belediyesi’nin de dâhil edilmesiyle detaylı şekilde ele alınması gerektiğini ifade etti.
Gençlik ve Diyalog
Tatar, dünkü iki taraflı Gençlik Teknik Komitesi toplantısına da değinerek, gençlerin karşılıklı temas kurmasının ve dostluklar geliştirmesinin önemine vurgu yaptı. "Gençler, Kıbrıs meselesinin çözümünde en büyük potansiyeldir. Bu nedenle, gençlerin iletişimini teşvik etmeli ve diyalogu canlı tutmalıyız" dedi.
Kıbrıs Türk gençlerine, "Karşı tarafın da bu meseleye dahil olduğunu ve ortak bir gelecek için diyalog kurmanın şart olduğunu kabul edin" şeklinde çağrıda bulundu. Ayrıca, Rum tarafının sıkça kullandığı "reunification" (yeniden birleşme) ifadesinin, gerçek anlamda kabul edilebilir olmadığını belirtti ve çözüm için farklı yaklaşımlara ihtiyaç olduğunu vurguladı.
Tepkiniz Nedir?
Beğen
0
Beğenmedim
0
Aşk
0
Komik
0
Kızgın
0
Üzgün
0
Vay
0