Karpaz Otobüs Kazası ve Sonrası Yaşananlar

Karpaz otobüs kazası sonrası yaşananları, olayın detayları ve son gelişmeleri öğrenmek için tıklayın. Güvenlik ve gelişmeler hakkında güncel bilgiler burada.

Mayıs 16, 2025 - 09:34
 0  0
Karpaz Otobüs Kazası ve Sonrası Yaşananlar

Yaralanan Annenin Acı Feryadı

Karpaz’a götüren otobüs kazasında küçük çocuğu yaralanan anne, hastane kapısında Yenidüzen’e yaptığı açıklamada, içtenlikle ve derin bir üzüntüyle, "Bitti artık, ben çocuğumu okula göndermeyeceğim" diyerek sözlerine başladı. Bu sözler, olayın ciddiyetini ve anne üzerindeki büyük endişeyi gözler önüne seriyordu. Gazeteci arkadaşımızın, çocuğun eğitimden geri kalacağı endişesini dile getirmesi üzerine anne, öfkeyle karşılık verdi: "Benim çocuğumun can güvenliği yoksa, okulda ne yapacak? Bugün mezarda olsa, okul onu kurtaracak mı?" diye sordu. Ayrıca, eğitimin ve güvenliğin sağlanması konusunda büyük bir sorumluluk sahibi olan yetkililere seslenerek, "Eğitim Bakanı bir şey yapmalı, düzgün bir araç koymalı; aksi takdirde çocuğumu göndermem, benim için her şey bitti" şeklinde kararlı ifadeler kullandı.

Çocuk yoğun bakımda, anne ise hastane acil servisinin önünde, büyük bir endişe ve korku içinde bekliyor. Bu durumda, anne gerçekten de haklı mı? Kesinlikle haklı. Onun, "Çocuğum öleceğine, okuldan uzak tut, yanımda kal" demesi, insani ve vicdani bir tepki olarak görülmeli. Kadın, şu sözleriyle durumu özetliyor: "Bakan geldi diyor, 'yanınızdayız'... Ama nasıl yanımızda oluyorsun? Ölümden sonra mı yanımda oluyorsun? Yaşarken yanımda ol, ölünce değil! Öldükten sonra yanımda olmanın ne anlamı var ki?" Bu sözler, insanların başına gelen felaketler sonrası, yetkililerin sadece gösteriş amaçlı ve yüzeysel yaklaşımlarını eleştiriyor.

Olayın hemen ardından, yetkililerin ve hükümetin, aslında olayın ciddiyetini fark etmeden, yaralıların yanına gidip fotoğraf çektirmeleri ve basına poz vermeleri ise büyük tepki topladı. Bu durum, devletin halkın acılarını ve kayıplarını samimiyetle sahiplenmediğinin açık bir göstergesi. Aileler ise, otobüs kazasında %100 ihmal olduğunu net biçimde dile getiriyorlar: "Üç yıldır bu dertle boğuşuyoruz," diyorlar. Bu süre zarfında, sorunlar sürekli artmış, araçlar defalarca bozulmuş ve güvenlik açısından ciddi sorunlar yaşanmış. Frenlerindeki arızalar nedeniyle daha önce kazalar yaşanmış, çöp bidonlarına çarpmış ve birçok kazayı atlatmışlar.

İddialara göre, 20 kişilik otobüse 40 öğrenci alınıyor, çocuklar ayakta seyahat etmek zorunda kalıyordu. Ayrıca, otobüs şoförlerinin esas işi bu araçları kullanmak değilmiş; her iki şoför de ikinci iş olarak bu eski ve bakımsız otobüsü kullanıyordu. Aileler, yetkililere defalarca durumu bildirmiş ama dikkate alınmamış. Bir baba, öfkeyle şunları söylüyor: "Biz can vereceğiz de, sonra mı Eğitim Bakanı tedbir alacak?" Kendisi, çocuğunun defalarca "Otobüsün frenleri tutmuyor, baba, biz öleceğiz" diye uyardığını belirtiyor. Bu öfke ve endişe, aslında bu kazanın önceden belli olduğunu ve uyarıların dikkate alınmadığını gösteriyor.

Başka aileler de benzer şekilde, yaşanan ihmalkârlık ve denetimsizlik nedeniyle bu kazanın kaçınılmaz olduğunu vurguluyorlar. "Can kaybı olsaydı, sorumlusu kim olacaktı?" diye soruyorlar. Bu sorunun cevabını ise, sorumluların vermesi gerekiyor. Hem Eğitim Bakanı hem de Ulaştırma Bakanı’nın istifa etmesi gerektiği düşünülüyor; hatta hükümetin de bu konuda adım atmaması, sorumluluk almaması ise büyük bir tepkiyle karşılanıyor. Çünkü, sorunlara karşı ilgisizlik ve kayıtsızlık had safhada. Makine Mühendisleri Odası ise, kamu taşımacılığı yapan araçların yaş sınırını aşmış olması ve araçların bakım ve güvenlik standartlarının ihlal edilmesi nedeniyle trajik kazaların yaşandığını belirtiyor. Oda Başkanı Ayer Yarkıner, trafik güvenliğinden sorumlu makamların hiçbir önlem almaması, insanların hayatını hiçe sayması ve her geçen yıl trafik kazalarının artması konusunda uyarılarda bulunuyor.

Yarkıner, özellikle okul taşıtları için getirilen kriterlerin uygulanmadığını ve araçların en fazla 8 yaşında olması gerektiği konusunda çağrıda bulunuyor. Bu ihmaller ve umursamazlıklar yüzünden, ülke insanı her alanda büyük riskler altında kalıyor. Çocuklar, bu tür ihmaller yüzünden hayatlarını kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kalıyor. Başbakan ise, üç yıllık icraatlarını anlatırken, sorunlara değinmekten uzak, sadece göstermelik ve şov amaçlı bir basın toplantısı düzenliyor. Bu anlayış ve yaklaşım, ne yazık ki, ülkemize hiçbir fayda getirmiyor.

Çocukları kazada yaralanan annenin sözleri ise, en büyük uyarı niteliğinde: "İnsanlar felaketi yaşamadan, ölmeden yanlarında olun; iş işten geçtikten sonra değil!" Ama ne yazık ki, yöneticiler bu gerçeği görmüyor ve ciddiye almıyorlar. Bu olay, devletin ve yetkililerin sorumsuz ve ilgisiz tutumunu bir kez daha gözler önüne seriyor. İnsan hayatı ve güvenliği, bu kadar ucuz mu? Bu trajediler, sorumluların hesabını vermesiyle bir anlam kazanabilir, aksi takdirde bu ülke her zaman benzer acıları yaşamaya devam edecektir.

Tepkiniz Nedir?

Beğen Beğen 0
Beğenmedim Beğenmedim 0
Aşk Aşk 0
Komik Komik 0
Kızgın Kızgın 0
Üzgün Üzgün 0
Vay Vay 0