Kıbrıs'ta Son Üç Yılın Değerlendirmesi ve Eleştiriler
Kıbrıs'ta son üç yılın gelişmeleri, değerlendirmeleri ve eleştirileri detaylarıyla inceleyen kapsamlı analiz. Güncel ve objektif bilgiler burada.
YOL VE BİNA YENİLEME ÇABALARINDA GERÇEĞİ YANSITAN BİLGİLER
Yol ve bina yenilenmesine milyarlarca lira harcanıyor. Ancak benim esas derdim, binaların yenilenmesi değil, içeriğinde ne üretildiğidir. Yetersizliğin doruğa vurduğu bu vasat dönem, hiç olmadığı kadar derinleşti ve toplumun beklentilerinin çok gerisinde kaldı.
İHALE VE YÖNETİMDEKİ GÜVENSİZLİK
İhale süreçlerindeki rüşvet, adam kayırma, sahte diplomalar ve kamuda artan yolsuzluklar, tarih boyunca görülmemiş seviyelere ulaştı. Bu durum, devletin adalet mekanizmasının ne kadar zayıfladığını ve hukukun üstünlüğünün ne kadar sarsıldığını gözler önüne seriyor. Bilenler, bu çarpıklıkların kaynağını açıklamalı ve toplumla paylaşmalı.
KKTC'DE SİYASİ GÖREV VE YÖNETİMİNİ DEĞERLENDİRİŞİ
KKTC’de bir başbakanın üç yıl boyunca görevde kalması adeta bir mucize sayılır. Ünal Üstel bu başarıyı yakaladı. Ancak temel soru, onun görevi ne kadar yerine getirdiği değil, bu sürede ülkeye ne kazandırdığıdır. Üstel’in "3 yılımız hizmetle geçti" sözünü tekrar etmek gerekirse, bu dönemde ülkede hizmetten çok, tartışılan şeyler daha fazla oldu.
EKONOMİK DURUM VE YÖNETİM KİMLİĞİ
Bu dönemde KKTC ekonomisi, tarihin en büyük dalgalanmalarından birini yaşadı. Devlet, ciddi anlamda borç batağında yüzüyor ve mali açıdan iflasın eşiğine geldi. Üstel’in yönetiminde, yatırım ve kalkınma adımlarında ciddi bir ilerleme yerine, günü kurtarmaya yönelik geçici çözümler ve borçlanmalar öne çıktı. Halk ise, artan faturalar ve ekonomik belirsizlikler karşısında mağduriyet yaşadı.
ADALET, LİYAKAT VE YARGI SİSTEMİ
Üstel’in en büyük sınavlarından biri adalet ve liyakat ilkeleri idi. Ne yazık ki, bu alanlarda da ciddi sorunlar yaşandı. Polis, yargı ve bürokrasi, parti politikalarının etkisi altında kaldı ve adil olmayan uygulamalarla anılmaya başlandı. Halkın devletine olan güveni azaldı ve yolsuzlukla mücadele sözü, sözde kaldı; gerçek anlamda adımlar atılmadı, soruşturmalar engellendi ve dosyalar rafa kaldırıldı.
EĞİTİM VE YÖNETİMDEKİ ÇÖKÜŞ
Eğitim alanındaki çöküş ise, toplumun geleceği açısından ciddi bir tehdit oluşturuyor. Üniversitelerin bilimsel değil, sorun üreten kurumlar haline gelmesi, sahte diplomalar ve liyakatsizlik, bu dönemde ayyuka çıktı. Başbakan’a yakın isimlerin sahte diplomalara karışması ve YÖDAK’ın sessiz kalması, bu gerçeğin göstergesidir. Diplomaların değersizleştiği bu ortamda, devletin eğitim alanındaki itibarı sarsıldı.
SİYASİ İKLİM VE HALKIN BEKLENTİLERİ
Üstel, üç yıl boyunca gölgede bir siyaset yürütmeyi tercih etti. Halkın beklentisi olan "özgüvenli liderlik" ise, bu dönemde maalesef gösterilemedi. Kıbrıslı Türklerin uluslararası alandaki izolasyonu arttı ve turizm sektöründe gerekli adımlar atılmadı. Hükümet, deniz aşırı yatırımcıların noterliğini yaparken, halkın beklentisi çözüm odaklı ve istikrarlı bir yönetim idi.
KAMU YÖNETİMİNDEKİ KİRLİLİK VE ŞEFFAHSIZLIK
Yolsuzluk dosyalarının, sahte diploma skandallarının ve liyakatsiz atamaların yanı sıra, vatandaşlık dağıtımı ve göç politikaları, bu dönemin kara lekeleri olmuştur. Üstel, bu olumsuzlukları görmezden gelerek, sorunları halının altına süpürmeyi tercih etti. Kamu kaynakları keyfi ve şaibeli şekilde dağıtıldı; ihaleler ise şeffaflıktan uzak, kayırmacılıkla yapıldı.
REFORM YERİNE REVİZYON VE KRİZ YÖNETİMİ
Üç yıl boyunca, gerçek anlamda reform yerine, sadece mevcut sistem üzerinde revizyonlar yapıldı. Her krizden sonra bakan değişiklikleriyle günü kurtarma politikası izlendi; köklü ve kalıcı çözümler ise hiç üretilmedi. Üstel’in kabinesi, ülkeyi ileriye götürecek vizyon yerine, sadece partiyi dengede tutmaya çalışan hesaplar içeriyordu. Oysa halk, kalıcı çözümler ve istikrar bekliyordu.
EKONOMİ VE SOSYAL YAŞAMDAKİ ÇARPIKLIK
"Asgari ücreti beş kez artırdık" şeklinde övünenler, aslında halkı kandırmak istiyor. Bu artışlar, enflasyonu ve yaşam maliyetlerini azaltmadı; tam tersine, alım gücünü daha da düşürdü. Üretici, esnaf ve sanayici, nefes alamaz hale geldi. Her zam artışı, yeni iflasların habercisi oldu. Bu dönemde halkın refahı değil, kaybı arttı.
GELİŞME VE BORÇLANMA GERÇEKLERİ
Son dört ayda kamunun faizsiz 170 milyon dolar borçlandığını unutmamak gerek. Bu, sadece maaş ödemek için alınmış bir borç ve bu durum, ülkenin ekonomik durumu hakkında ciddi uyarılar içeriyor. 4 ayda 1.5 aylık maaş borçlanması, ülkenin mali açıdan ne kadar kırılgan hale geldiğinin göstergesidir. Bu borçlar, geleceğimizi ciddi anlamda tehdit ediyor.
YATIRIMLAR VE ÜRETİM
Elbette, Türkiye kaynaklı yatırımlar ve büyük projeler devam ediyor. Yol ve bina yenilemeleri önemli miktarda para harcanıyor. Ancak benim esas derdim, bu binaların içeriğinde ne üretildiği ve ülkeye gerçekten ne katıldığıdır. Bu vasat dönem, içeriğiyle değil, sadece görünüşüyle ilgilidir ve hiç bu seviyede yaşanmamıştı. İsteyen istediği kadar övünebilir, ama gerçeğin farkında olmak gerekir.
Tepkiniz Nedir?
Beğen
0
Beğenmedim
0
Aşk
0
Komik
0
Kızgın
0
Üzgün
0
Vay
0